Daha önce bahsettiğimiz büyük bir marka vardı, onun çatısı altına da gireceğiz demiştik.
Ama Worry sözleşme aşaması bitmeden güzel haberi verdirememişti, malum "ne olur ne olmaz" mantığı.
Ama artık o haberi verebiliriz; D&R'da satışımız başladı!
tık tık tık tık tık tık
http://www.dr.com.tr/kategori/Kirtasiye/Defterler/Defterler/grupno=00377
D&R'ın internet sitesinde www.dr.com.tr "Defterler" kategorisine tıklıyorsunuz hemen solda markaların arasında duruyoruz "Don't Worry Be Happy" diye.
Worry sabahtan beri D&R'ın sayfasına bakıyor, ismimize :)
Bu haftanın güzelliği sadece D&R değil, mağazamızın yeri artık kesinleşti ama yine Worry yüzünden söyleyemiyoruz, 1 ay sonra açıklayacağız, panik atağa iyi gelecek bir çay bilen var mı, ihtiyacımız olacak da..
^.^
Sevgiler,
Happy
www.dontworrybehappy.com.tr
29 Mayıs 2013 Çarşamba
21 Mayıs 2013 Salı
Terzihane WORRY ve HAPPY kuklası yaparsa?
Herkese merhaba,
Bir çocuk sevgisidir sormayın gitsin, en son MOOVA’nın
anneler günündeki etkinliğinde muffin yapan minikleri görmüşsünüzdür Facebook
albümümüzde. O kadar keyif aldık ki ne yapsak acaba, çocuklar için nasıl bir
güzellik olsa diye düşünürken, parlak fikir Worry’den çıktı “neden isteyen her
çocuk bizimle oynamasın ki?”. Evet ilk başta çok korkunç ve sonunun nereye
gideceği belli olmayan cümle çok tatlı bir sonla açıklığa kavuştu.
Turkcell’in Aşırı Panik Tevfik’ini hatırlarsınız,
hatırlamayanlar için
Tık tık tık tık
Worry Tevfik’i biraz kendine benzetiyor da : )
Meğer Worry gizliden gizliye bu kuklaları yapan Ayşenur’un
peşine düşmüş ve Kuzguncuk’taki Terzihane’yi bulmuş, hatta aralarında
randevulaşmışlar. Ayşenur birazdan burada olacak, onun Facebook sayfasını
inceliyorum ben de gelince sormak istediğim şeyler olacak
Tık tık tık tık
Worry’nin Ayşenur’u ofisimize çağırma sebebini söylüyorum,
herkes hazır mı?
EL KUKLALARIMIZI YAPTIRMAK İSTİYORMUŞ!
Her çocukla gidip tek tek oynamamız mümkün değil ama el kuklalarımız
olursa isteyen her çocuk bizimle oynayabilirmiş.
Bence Worry’nin hayatı boyunca kurduğu en sevimli cümle bu.
Ayşenur geldi, buyurun sohbetimizi dinleyin.
Happy: Merhaba Ayşenur, Worry senden, planladığınız işten
yeni bahsetti, güzel bir sürpriz oldu bana da.
Ayşenur: Merhaba, evet Kuzguncuk’taki atölyeme geldi Worry,
el kuklaları istediğinden bahsetti. Çok mu acil lazım kuklalar, Worry bana
biraz endişeli gibi geldi de.
Happy: Hayır, düne kadar bir kuklamız olacağını bile
bilmiyordum. Zamanla sen de alışacaksın Worry’ye. Senden bahsedelim biraz,
Terzihane’nin kurucusu ve bunca güzel şeyin yaratıcısısın. Eğitiminden seni
buraya getiren yoldan konuşalım.
Ayşenur: Ben biraz İktisat, biraz da Gelişme İktisadı
okudum. Ama sahiden okudum. Hani sosyal bilim tadında, sosyal gerçekliği
anlamaya ve açıklamaya çalıştım okuduklarımla. Bu pratik haliyle zaman, para, üretken
faaliyet, kaynaklar, sonsuz ihtiyaçlar gibi konuları getirdi gündemime. Ben
bunun ardından terzi olmayı seçmedim ama uğraşımla yaşamayı o sırada hayal
ettim. Okulun son senesiydi, zaten pek havalıydı. Kendi elbiselerimi
dikiyordum, bir de üzerine canım arkadaşım İpek'le başlayan el emeği hediyeleri
de ekleyince, benim durumum kantin sohbetlerinin gözbebeği oldu. O sıralar
başladı inşası aslında ve ürettiğim şeyler kulaktan kulağa yayılıp,
tepkiler gelmeye başladıkça netleşti durum...
Happy: Durum kendini doğurmuş resmen. Peki Terzihane ne
zaman, nasıl ortaya çıktı?
Ayşenur: Elimde makas, bir takım cesur hareketlerle kendi
kendime öğrendiğim dikişi sonra da geliştirmek üzere bilenle danıştım. Amerika'da
bir tiyatro atölyesinde sanırım en önemli tecrübemi edindim. Her şeyden önce
atölye ruhu, düzeni beni tavladı. Tiyatronun o çılgın dünyası, renkleri çok
büyüleyici. Tiyatronun üzerine karşılaştığım bazı projeler, dikilebilir
şeylerin çeşitliliğini ve aslında birbirleriyle parallelliğini keşfettirdi
bana. Sonra üretmeye devam etmek için bir mekan yaratmam gerektiğine karar
verdim. Bu sırada bana 'e ne duruyorsun?!' diyen, bir de 'al makineni gel!'
diyen iki özel kadının yeri çok önemlidir hayatımda. Defne Koryürek'in
dürtmesi, Refika Birgül'ün daveti derken Terzihane Kuzguncuk'ta Simotas
Binası'nda buldu kendini!
Happy: Marka ismin çok güzel, tüm derdini anlatıyor, yaratım
sürecin nasıl oldu?
Ayşenur: Bence marka, yaptığım işi "uzun lafın,
kısası" niyetiyle sembolleyecek bir kelime olmalı. Onun ötesinde marka
yaratım süreçlerine ve bunun üzerine yazılan çizilenleri düşünmeye bayıldığım
söylenemez. Ben işimin özüne, bir tek kelime olsa nasıl anlatırım diye bakmaya
çalışıyorum. Hayal ettiğim atölyeydi, teması dikişti. Terzihane'ydi yani
çıkacağı yol.
Happy: Mutlu sonla biten bir masal dinliyor gibiyim. Peki
gelelim sadede, kukla nasıl başladı? Bizim daha doğrusu Worry’nin Aşırı Panik
Tevfik’e karşı bir sempatisi vardı zaten de.
Ayşenur: Terzihane'ye bir mekan yaratınca kulaktan kulağa
yayılma hızım arttı. Bir arkadaşımın vesilesiyle Anima Prodüksiyon şirketinin
sanat yönetmeni Ömür Kökeş ile tanıştım. O sırada çalıştığı bir kukla için
kostümleri dikmek üzere görüştük önce. Sonra sünger kuklanın dikiş detaylarıyla
uğraşır mıyım diye sordu. Ben denemeye dünden hazırdım. Sonrası tamamen şans. Arkasından
bir uzun reklam projesi daha geldi, kuklalı, yine Ömür'le atladık maceraya. Konuya
daha çok ısındım. Denemeli, yanılmalı, bol keşifli, çok öğretici ve ilham
verici iki proje oldu, benim adıma.
Happy: Ben henüz Terzihane’ne gelmedim, çok isterim bir gün
ziyaret etmeyi ama Worry kendi ziyareti sırasında çekti fotoğrafları gösterdi.
Herkesle paylaşacağız ama sormak da fayda var, neler bulabiliriz terzihanede?
Ayşenur: Dikilebilir şeyler, dekor detayları, minyatür
kostümler, canlandırma objeleri gibi şeyler de var. Çok eğlenceliler. Benim
için biraz obsesif bir hal aldı ama bulut dikmek de başta hayalimdi aslında,
gerçek oldu. Özellikle animasyon yapımları kumaş ve dikiş deneyimimi
paylaşabileceğim alanlardan. Ben bulut dikiyorum, onlar uçuruyor :)
Bütün bu yaratıcı işler sürecinde bir sürü malzeme ve bir
sürü fikir de geliyor akla. Bunları paylaşmak çok istiyorum, bazı ürünler
çıkararak. Çanta ve benzeri aksesuarlar, bu eğlenceli dünyalardan baya
nasiplenebilir. Bir ay içinde bir çıkartma yapıyor olacağım.
Happy: Bulutu seven insanlara karşı bir sempatimiz var,
malum logomuz bulut. Peki yeni projelerin neler? Bize yapacağın el kuklaları
dışında : )
Ayşenur: Evet umarım çok güzel olacak kuklalarımız. Terzihane'nin
çok önem verdiği bir diğer husus, terzi işi. Kumaşın hasından, bedene göre
biçilen, sipariş üzerine dikilen bir giysinin enerjisine, özenine ve
güzelliğine çok inanıyorum. Bunu yaşatmak ve yaşamak üzere koşullarımı
değerlendirip bir konsept belirledim. Önümüzdeki kış başlıyorum, kişiye
özel-sipariş üzerine dikilen bir kaban seçkisi çıkaracağım. Kumaşın hası,
dikişin adabıyla dikilecek kabanlar. Hatta Worry kışa şurada ne kaldı, kabansız
kalmamayım dedi ve sipariş verdi.
Happy: O zaman sana bu zorlu kaban dikme maceranda ayrıca
başarılar : )
Ayşenur: Deneysel ve ilginç olacağını düşünüyorum açıkçası
:)
Happy: Ona ne şüphe! Son olarak şunu sormak istiyorum,
dünyanın en büyük pazarı diyebiliriz tekstil sektörü için, bizde senden farklı
değiliz, bu kocaman sektörün içinde niş işler yapmaya çalışıyoruz. Sen ne
hissediyorsun?
Ayşenur: Zanaati bu zamanda icra etmek hayli zor. Kapının
dışındaki hıza rağmen aheste aheste işine odaklanman kolay olmuyor. Bugün
tekstil sektörünün bize çok ucuza sunduğu her bir parça, ancak birçok bedel
ödenerek mümkün. Her ürüne saygı duymak gerek, onun için harcanan insan gücüne,
tüketilen kaynağa, emeğe saygı duymalıyız. Zanaatin zahmeti ve başka bir zamanı
var. Ben kendi sürecimde keşfettim ki içimizde üretmek için coşan bir ruh var,
bu zamana rağmen. İyi ki var!
Sevgiler,
Happy
^.^
www.dontworrybehappy.com.tr
16 Mayıs 2013 Perşembe
MOOVA ile Anneler günü ^.^
Herkese merhaba,
Bugün geçen güzel hafta sonumuzun fotoğrafları geldi, biz de sizinle paylaşalım dedik.
Ama önce en başa gitmek lazım, MOOVA ile ilk toplantımıza.
Ürün sorumlusu Canan Akyokuş ile bundan 3 hafta önce tanıştık. Asmalımescit'teki oldukça şık ofislerine gittik, karşımızda çok genç, enerjik ve güleryüzlü bir ekip vardı. Sohbetimizin daha 10.dakikasında biz şunu biliyorduk "MOOVA ile çalışmalıydık". Doğallığa bu kadar önem veren, kurumsal yapısına rağmen son tüketiciyle dirsek temasını asla kaybetmeyen, oldukça dinamik bir ekipten söz ediyoruz.
Canan Hanım, Anneler günü ile ilgili planlarından bahsetti. Worry ve ben de onlara hangi konularda destek verebileceğimizden. Sonuç olarak BİL-YE ile ortak planladıkları etkinliğin mutfak önlüklerini ve keplerini yapmak konusunda anlaştık. Ama işin en keyifli kısmı minikler için hazırladığımız önlük ve keplerdi, yetişkin eliyle 3 karış : )
Aksesuarlar alındı, atölye son dakika gelen işimiz için sabahladı, kraft paketlerimiz, çuval iplerimiz derken MOOVA için hazırdık.
Biraz da etkinliğin diğer ayağı BİL-YE'den bahsedelim; ’Bil-ye (Bilinçle ve Bilgelikle Ye) farkındalık yaratma yöntemleri uygulayarak beslenme üzerine herkesin kullanabileceği pratik çözümlere odaklanan bir oluşum, bir proje. Oluşum kişiye özel beslenme danışmanlığı yapıp, beslenme ile ilgili sohbetler, okullarda çalışmalar ve mutfak atölyeleri düzenliyor. Hazırladıkları tariflerde örneğin şeker yerine pekmez kullanıyorlar, yani tariflerde yemeklerin lezzetini kaybetmeden aynı zamanda sağlıklı olması üzerine odaklanıyorlar.
Atölye esnasında anneler ve çocukları birlikte mini kek ve smoothie yaparak anneler gününü kutladılar. Etkinlik sırasında yapılan tariflerde Moova Tam Yağlı Süt kullanıldı. Katılımcılar %3,6 yağ oranı ile Türkiye’nin ilk ve tek tam yağlı sütü olan Moova ile dilediği meyvelerle kendilerine özel çok lezzetli smoothieler hazırladılar.
Fazla söz gerek yok, etkinlik fotoğraflarını paylaşmamız günümüzün güzelliğini anlatmaya yetecektir.
Sevgiler,
Happy
^.^
www.dontworrybehappy.com.tr
.jpg)
Bugün geçen güzel hafta sonumuzun fotoğrafları geldi, biz de sizinle paylaşalım dedik.
Ama önce en başa gitmek lazım, MOOVA ile ilk toplantımıza.
Ürün sorumlusu Canan Akyokuş ile bundan 3 hafta önce tanıştık. Asmalımescit'teki oldukça şık ofislerine gittik, karşımızda çok genç, enerjik ve güleryüzlü bir ekip vardı. Sohbetimizin daha 10.dakikasında biz şunu biliyorduk "MOOVA ile çalışmalıydık". Doğallığa bu kadar önem veren, kurumsal yapısına rağmen son tüketiciyle dirsek temasını asla kaybetmeyen, oldukça dinamik bir ekipten söz ediyoruz.
Canan Hanım, Anneler günü ile ilgili planlarından bahsetti. Worry ve ben de onlara hangi konularda destek verebileceğimizden. Sonuç olarak BİL-YE ile ortak planladıkları etkinliğin mutfak önlüklerini ve keplerini yapmak konusunda anlaştık. Ama işin en keyifli kısmı minikler için hazırladığımız önlük ve keplerdi, yetişkin eliyle 3 karış : )
Aksesuarlar alındı, atölye son dakika gelen işimiz için sabahladı, kraft paketlerimiz, çuval iplerimiz derken MOOVA için hazırdık.
Biraz da etkinliğin diğer ayağı BİL-YE'den bahsedelim; ’Bil-ye (Bilinçle ve Bilgelikle Ye) farkındalık yaratma yöntemleri uygulayarak beslenme üzerine herkesin kullanabileceği pratik çözümlere odaklanan bir oluşum, bir proje. Oluşum kişiye özel beslenme danışmanlığı yapıp, beslenme ile ilgili sohbetler, okullarda çalışmalar ve mutfak atölyeleri düzenliyor. Hazırladıkları tariflerde örneğin şeker yerine pekmez kullanıyorlar, yani tariflerde yemeklerin lezzetini kaybetmeden aynı zamanda sağlıklı olması üzerine odaklanıyorlar.
Atölye esnasında anneler ve çocukları birlikte mini kek ve smoothie yaparak anneler gününü kutladılar. Etkinlik sırasında yapılan tariflerde Moova Tam Yağlı Süt kullanıldı. Katılımcılar %3,6 yağ oranı ile Türkiye’nin ilk ve tek tam yağlı sütü olan Moova ile dilediği meyvelerle kendilerine özel çok lezzetli smoothieler hazırladılar.
Fazla söz gerek yok, etkinlik fotoğraflarını paylaşmamız günümüzün güzelliğini anlatmaya yetecektir.
Sevgiler,
Happy
^.^
www.dontworrybehappy.com.tr
.jpg)
14 Mayıs 2013 Salı
Pasta Canavarı'nın Don't Worry Be Happy kurabiyeleri!
Geçen hafta işlerimiz yoğun olduğu kadar keyifli de geçti.
Bu sebeple, bunu ofiste çalışma arkadaşlarımızla bir 5 çayında kutlayalım dedik.
Ama malum Worry için bu işler çok mühim.
Hemen bize özel kurabiyeler yapacak bir yer aramaya başladı.
Bugünün bize özel kurabiyelerini Pastafaryan yaptı. Tabi iş yapılırken markanın sahibi ve pastaların ustası olan Gülşah'la sohbet etme şansımız da oldu. O kadar keyifli anlattı ki işini bu hafta salının "Dikkat Dikkat"i o olsun istedik.
Worry konuklar için toplantı odamızı şık bir çay davet alanına çevirirken ben de Gülşah ile lafladım.
Keyifle okuyun.

Happy: Merhaba Gülşah, kurabiyeler çok güzel görünüyor. Ellerine sağlık.
Gülşah: Merhaba afiyet olsun, yaparken bile mutlu oldum isminizden sebep.
Happy: Teşekkürler. Geçen hafta yoğun ama bir o kadarda keyifli ve başarılı bir hafta oldu. Şirket politikası olarak en ufak şeyleri bile kutlarız da biz. O sebeple bugün mesaiyi erken bitirip 5 çayı yapacağız. Biraz senden bahsedelim. Markanın adı bile ilginç nedir hikayesi?
Gülşah: Markayı 2013'ün uğuruna inanarak 15 Ocak'ta kurdum, internet sitemin ve sayfamın hazırlanması bir haftayı buldu. Adımız Pastafaryan. Çıkış noktam; Pastafaryanizm. Manası da; akıllı Tasarım iddialarını eleştirmek için oluşturulmuş parodi hareketin adı. Oregon Eyalet Üniversitesi Fizik Bölümü mezunu olan Bobby Henderson tarafından 2005'te ortaya atılmış. Uçan Spagetti Canavarı da bu hareketin simgesi. Bu harekete katılanlar kendilerine PASTAFARYAN diyorlar. Fakat biz uyuşuklar aslında İngilizce ve İtalyanca'da makarna anlamına gelen bu kelimeyi tutkumuz olduğunu keşfettiğimiz pasta anlamında kullanıyoruz. Bu hareketi pasta yaparak geliştirmeyi tercih ettik ve bundan yola çıkarak kendimize "Pastafaryan" dedik, yani "Pasta canavarı".
Happy: Demek pasta canavarı? Çıkış noktan ve felsefesi en ilgimizi çeken şeylerden biri. Yeteneğini nasıl fark ettin, daha önceki konuşmalarda kamera ve fotoğrafçılık bölümü mezunu olduğunu söylemiştin?
Gülşah: Kızımın doğum günü için pasta araştırırken aklıma bu işi yapmak düştü. Normalde 2 yumurtayı kırıp kek yapamayan ben, araştırmacı ruhum sayesinde bugün çok güzel pastalar yapabiliyorum. Ailem ve yakın arkadaşlarım bile inanmıyor bunları benim yaptığıma. Çünkü ben onların gözünde bu işler için yaratılmış biri değildim. Ama şunu anladım ki, insan isteyince yapamayacağı hiçbir şey yok. Bir iki denemeden sonra gelen tepkiler beni çok mutlu etti, insanlar pastalarımın hem göze hem damağa hitap etmesinden memnunlar. Piyasadaki ve pastanelerden aldığınız standart pastalardan farklı olarak kendime özgü bir tat yakaladığımı düşünüyorum. Tabii işimi keyifle ve mutlulukla yapmamın da çok etkisi oluyor.
Happy: Sadece pasta üzerine değil ama ürünlerin mesela bizim için yaptığın kurabiyeler var?
Gülşah: Evet, pastanın yanı sıra kurabiye ve kekmekte yapıyorum. Kekmek; benim dilimde cupcake demenin Türkçe'si.
Happy: Kekmek ne güzel bir kelime olmuş. Nedir senin kekmeklerini farklı kılan?
Gülşah: Kekmeklerde asıl önemli olan üzerindeki figürlerdir, siparişi veren kişinin ya da hediye edilecek kişinin karakterini yansıtıyor olması çok önemlidir.
Happy: Bir başına değilsindir umarım, müşteriyle bu kadar dirsek temasında çalışıp her işe nasıl yetişiyorsun?
Gülşah: Bu işte yalnız değilim tabi, gelen siparişlere bir kişinin yetişmesi imkansız hem de fikir alışverişi yapabildiğim, aynı frekansta olduğum bir de arkadaşım Ayça var. Onunsa küçüklüğünden beri hayaliymiş pastacılık ama bu işe atılmak için beni beklemiş sanırım :))
Happy: Tıpkı Worry ve ben gibisiniz yani. Dükkan açmayı düşünüyor musunuz?
Gülşah: 2014'e yetişecek olan farklı bir dükkan düşüncemiz var. Tabi bunun için hazırlıkları ağırdan alıyoruz ki her şey istediğimiz gibi olsun. Şu anda siparişleri internet sitemiz ve Facebook sayfamız aracılığıyla alıyoruz.
tık tık tık tık tık tık
Happy: Organizasyonlarınızdan biraz bahsedersek?
Gülşah: Tabii, özel durumlarda organizasyon da yapıyoruz. Mesela aileler bebeğinin dünyaya geleceği gün ondan başka hiç bir şeyle ilgilenmek istemez. Oda süslemesi, bebek şekerleri, ikram için şerbet ve doğum fotoğrafçılığı konusunda da yardımcı oluyoruz. Bebekleriyle ilk kucaklaşmalarını belli bir konsepte dayalı olarak süslenmiş bir odada sabırsızlıkla bekliyor aileler. Bunlar bakıldığında küçük şeyler ama insanları ruhsal olarak inanılmaz doyurur ve mutlu eder. Diş partisi, 1 yaş partisi, Baby Shower ya da herhangi bir özel gün için, müşterilerimize sadece bir konsept belirlemek ve konukları davet etmek düşüyor.

Happy: Biz sana Facebook'tan ulaştık bir kaç telefon görüşmesi ve şu an buradasın, benim de bir gözüm kurabiyelerde : )

Happy: Biz sana Facebook'tan ulaştık bir kaç telefon görüşmesi ve şu an buradasın, benim de bir gözüm kurabiyelerde : )
Gülşah: Genelde işlerimizi telefonla yürütüyoruz. Bize istedikleri konsepti ya da şekli bildiriyorlar ve gerisini bize bırakıyorlar. Ya da pasta sahibinin kişisel özelliklerine göre bir tasarım yapıyoruz. Pastaların hazırlanma süresi 2 gündür, bu yüzden özel günlerinden 2 gün önce sipariş vermeleri gerekiyor. Pastamız hazırlandıktan sonra, küçük hediyeler ve mumlarımızla şık Pastafaryan kutusunda servis ediyoruz. Duruma bağlı olarak, genelde kapıya teslim ediyoruz.
Happy: Kullanılan malzemeler bizim için çok önemli, eminiz bu yazıyı okurken unu ne, yağı ne, çikolatası ne diye düşünen bir çok insan vardır.
Gülşah: Evet, genelde yapılanın aksine Pastafaryan'da hem kaliteli hem de tat olarak en uyumlu ürünler kullanılıyor. Çikolata da mesela Elit kullanıyoruz, kıvamı ve lezzeti mükemmel oluyor. Şunu da belirteyim, asla hazır pasta kekleri kullanmıyoruz, her pastamız için taze kekler pişiriyoruz. Görselliğinin yanı sıra tadının da muhteşem olması gerek.
Happy: Teşekkürler Gülşah, eğer bugün acil bir sipariş yoksa bizimle çaya kalmanı çok isteriz. Zaten Worry asla gitmene izin vermeyecektir. Daha kullandığın her malzemeyle ilgili yüzlerce soru soracaktır. Hazırlıklı ol :)
7 Mayıs 2013 Salı
Dans etmeye başlıyoruuuuuuz ^.^
Geçen hafta bahsetmiş Happy, dansa başlayacağız diye. Ama kimse demiyor hocası iyi midir, bunun kıyafeti, usulü nedir diye. Dans ederken düşmekten ve ayaklarıma bir şey olmasından çok korktuğum için ilk araştırma konum dans ayakkabıları oldu ve bu işin "en iyisi kimdir?" diye ararken Tanguera'yı keşfettim.
Üşenmedim araştırdım ve sahibi Handan Tanır ile tanıştık.
Yaptığı işi o kadar sevdim ki bu haftanın "DİKKAT DİKKAT"inde ona yer vermek istedim.
O yüzden Happy'i de kaptığım gibi Handan Hanım'ın Bağdat Caddesi'ndeki mağazasına gittik.
tık tık tık tık
https://www.facebook.com/tangueram?ref=ts&fref=ts

Happy: Merhaba Handan Hanım, ağırlamanız için teşekkürler, böyle çat kapı geldik ama Worry çok ısrar etti. Dans ayakkabısı yapma fikri ne kadar hoş ve ihtiyaca yönelik. Nereden aklınıza geldi.
Handan: Merhaba. Çok memnun oldum gelmenize. Her müşterimi aynı keyifle ağırladığımdan şüpheniz olmasın. Bu işe girme sebebim Tangoya başladıktan sonra zevkime uygun ayakkabı bulamadım. Başladığım yıllarda ayakkabı üreticileri bu konuda çok da bilgili değillerdi. Her ayakkabı her dans için uygun değil ve tabi en önemlisi her ayağın ayakkabısı farklı olmalı.
Happy: Mağazanızı tarif edersek?
Handan: Dükkanımız ve atölyemiz Bağdat caddesi üzerinde Kızıltoprak ışıklarda. 2010 dan beri aynı adresteyiz. 3 Kasım 2013'de 7 yılımızı kutlayacağız:)
Happy: Handan Hanım malum bizde latin dansına merak saldık Worry'den sebep. Bize ne önerirsiniz, modelimiz ne olmalı?
Handan: Her ikinizde latin dansları yapacağınız için size tavsiyem alçak ökçeli burnu açık yere sağlam basan bir çift dans ayakkabısı olacaktır.
Happy: Tabi kıyafet, ayakkabı önemli ama bize daha mühim olanı kurs, hangi hocaları önerirsiniz?
Handan: Latin dansları için Anadolu yakasında bu konuda uzman, pek çok Dans okulumuz mevcut. Size isim vererek unutmuş olabileceğim diğer hocalarımızı gücendirmek istemem:) Ama yönlendirmekten keyif duyarım, ona başbaşa karar veririz.
Worry: Şey araya giriyorum ama hemen hızlıca bir soru sormam lazım, ne zaman Milonga'ya gidebiliriz çok hevesliyim de.
Happy: Henüz ne kıyafetimiz ne hocamız var ve Milonga mı soruyorsun? :)
Handan: Temel dans adımları dahi olsa bu biraz da kişinin yeteneğine bağlı olduğu için size şu kadar ay diyemem. Ama yetenekli olduğunuzu düşünüyorum, dans derslerinizi ihmal etmeden devam ettiğinizi varsayarsak 3-4 ayda milongada dans edebilir duruma gelirsiniz. Bence derse başladığınız ilk günden itibaren milongalara katılmalı, dans edenleri izlemelisiniz. Sizi dansa davet eden birisini daha yeni başladım uyarısı yapmadan davetini kabul etmelisiniz. Sonuçta bu bir dans ve eğlenmek için yapılan bir uğraşı.
Happy: Şimdi ayak ölçülerimizi vereceğiz, peki ayakkabımızın ne zaman hazır olacak hangi aşamalardan geçeceğiz?
Handan: Dans ayakkabısını deneyerek yerinden almakta fayda var. Bunun için mağazamızda pek çok modelimiz raflarda hazır. Yok eğer gelemiyorsanız ölçülerinizi bize gönderdikten ve biz sizinle temas kuruyoruz ve 1 hafta sonrasında ayakkabınızı teslim ediyoruz.
Happy: Handan Hanım ben renk olarak siyah isterin. Worry'nin sadece karar vermesi bile bir hafta sürecektir, o sebeple önce benimle başlayalım. Bu arada eklemek istediğiniz bir nokta varsa?
Handan: Eklemek istediğim çok önemli bir nokta var. Ayakkabı konusunda lütfen hassas davranın. Aman ucuza alayım nasılsa haftada 1 giyeceğim ne olur demeyin. Ayakkabınızı lütfen "AYAKKABICIDAN" alınız. Burada amaç sadece ayakkabı satmak değil, doğru dans ayakkabısını doğru ayağa giydirmek!
Worry: Kesinlikle katılıyorum Handan Hanım, şu ayağımdaki ve yerde duran 5 taneden alacağım galiba.
Happy: Worry sakin ol o ayakkabıları yerine bırak, mutlaka kendimize göre olanı bulacağız ^.^
Güzel bir mağaza, güler yüzlü sahibesi ve birbirinden şık ayakkabıların ortasında keyifli bir sohbet oldu.
Bu sefer röportajı Happy yaptı, ben ayakkabılara bakıyorum, size keyifli okumalar ^.^
Sevgiler,
Worry
www.dontworrybehappy.com.tr
3 Mayıs 2013 Cuma
MOOVA ile ilk adım, TEAM Project'in mağaza çizimi ve daha niceleri ^.^
Uzun süredir ortalarda yokuz, bahar yorgunluğu ve yoğunluğu var diyelim.
Bir de ben dans için araştırma yapmaya başladım. Bir kaç kurs var aklımızda ama tabi işin kılık kıyafet kısmına takmış durumda Worry.
Dans ayakkabısı tasarlayan Handan Tanır ile tanışmış, önümüzdeki hafta kendisinin butiğine gidip ayak ölçülerimizi vereceğiz.
Yoğunluğumuzun sebebini de anlatalım bu arada. MOOVA ile Anneler Günü Etkinliği için bir projede çalışıyoruz. Anneler, çocuklar yemek yapacak, mutfak önlükleri ve şapkalarını biz hazırlıyor olacağız.
Plastik, naylon doğaya zararlı ne varsa kullanmayan bir marka olarak MOOVA ile çalışmak çok büyük keyif, çünkü biliyoruz ki onlar da doğallığa bu kadar düşkünler.
Bu arada kişiye özel çantalarımız tam gaz hazırlanmaya devam ediyor. En son bir tanesi Ankara'ya Günnur'a gitti, spor salonunda yönetici olarak çalışan bir kadın için günün hangi saati şık, hangi saati spor olacağı belli olmadığından boyutları biraz geniş tuttuk. En sevdiği renk, en sevdiği objeler derken ortaya bakın ne çıktı?
Hıdrellez'den sebep çok mutluyuz, pazarı iple çekiyoruz. Dileklerimizi söylemiyoruz ama hepimizin gözlerinin parlamasından az çok tahmin ediyoruz, kim neyi istiyor ama adettendir söylenmez, bilindiği belli edilmez : )
Bugün sürprizlerden biri daha yola çıktı, kime olduğu önümüzdeki hafta başında yine burada.
Mağaza için tüm hazırlıklar tam gaz devam ediyor, nerede açılacağı, konsepti şu an sır.
Çizimler önümüzdeki hafta biterse büyük ihtimal yazın bizi ziyarete mağazaya da gelebileceksiniz.
Şu an da Worry mimarlara hayatı dar etse de ben TEAM PROJECT'in çok iyi bir iş çıkaracağına eminim.
Bir de ben dans için araştırma yapmaya başladım. Bir kaç kurs var aklımızda ama tabi işin kılık kıyafet kısmına takmış durumda Worry.
Dans ayakkabısı tasarlayan Handan Tanır ile tanışmış, önümüzdeki hafta kendisinin butiğine gidip ayak ölçülerimizi vereceğiz.
Yoğunluğumuzun sebebini de anlatalım bu arada. MOOVA ile Anneler Günü Etkinliği için bir projede çalışıyoruz. Anneler, çocuklar yemek yapacak, mutfak önlükleri ve şapkalarını biz hazırlıyor olacağız.
Plastik, naylon doğaya zararlı ne varsa kullanmayan bir marka olarak MOOVA ile çalışmak çok büyük keyif, çünkü biliyoruz ki onlar da doğallığa bu kadar düşkünler.
Bu arada kişiye özel çantalarımız tam gaz hazırlanmaya devam ediyor. En son bir tanesi Ankara'ya Günnur'a gitti, spor salonunda yönetici olarak çalışan bir kadın için günün hangi saati şık, hangi saati spor olacağı belli olmadığından boyutları biraz geniş tuttuk. En sevdiği renk, en sevdiği objeler derken ortaya bakın ne çıktı?
Hıdrellez'den sebep çok mutluyuz, pazarı iple çekiyoruz. Dileklerimizi söylemiyoruz ama hepimizin gözlerinin parlamasından az çok tahmin ediyoruz, kim neyi istiyor ama adettendir söylenmez, bilindiği belli edilmez : )
Bugün sürprizlerden biri daha yola çıktı, kime olduğu önümüzdeki hafta başında yine burada.
Mağaza için tüm hazırlıklar tam gaz devam ediyor, nerede açılacağı, konsepti şu an sır.
Çizimler önümüzdeki hafta biterse büyük ihtimal yazın bizi ziyarete mağazaya da gelebileceksiniz.
Şu an da Worry mimarlara hayatı dar etse de ben TEAM PROJECT'in çok iyi bir iş çıkaracağına eminim.
Şimdilik bizden bu kadar, Worry mimarların başından ayrılırsa dans ayakkabısı ve kıyafeti bakacağız.
Sevgiler,
Happy
^.^
23 Nisan 2013 Salı
Reçel Nutella'dan büyüktür! -Bencil Dükkan- ^.^
Herkese merhaba,
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, çocukların
bayramı kutlu olsun, bugün keyiflerince geçirsinler, ailelere sesleniyoruz
bugün çocuklarınızı fazladan şımartmanızın zararı yok.
Ne mutlu çocuklara bayram hediye etmeyi düşünen bir liderin
arkasındaki nesle!
Bizim de telaşımız çok bugün. Hem bayramdan sebep içimiz
kıpır kıpır, iki dirhem bir çekirdek hazırız.
Tebrik e-mail ve telefonlarımızı ettik ve şimdi Bencil
Dükkan’ın sahibi Dilay İçgüdel’i bekliyoruz. Worry ve ben röportaj yapacağız
çok heyecanlıyız. Artık her Salı size bir şey anlatıyor, tanıtıyor olacağız.
“Dikkat Dikkat!” başlığı altında bu hafta defterlerimizi
yapan Bencil Dükkan’ın sahibi Dilay ile konuşacağız. Worry çok heyecanlı olduğu
için Dilay iyi bir başlangıç olur diye düşündük. Hem kıymetli defterlerimizi
yapan elle tanışın istedik, hem de reçellerine bayılıyoruz. ^.^
tık tık tık tık http://shop.dontworrybehappy.com.tr/K19,el-yapimi-defter.htm
Dilay birazdan burada olacak, röportajı Worry yapacakmış,
çok hevesli, biz de oturup izleyeceğiz, bir nevi bize canlı yayın, size okuması
kalacak : )
Şu an kurabiyeleri masaya hangi şekilde koyacağına karar
vermeye ve çay servisi için hangi bardağın seçileceğine karar vermeye
çalışıyor.
Dilay geldi, röportajımız başlıyor, keyifle okuyun ^.^
Worry: Merhaba Dilay, bu hafta ilk kez başladığımız “Dikkat
Dikkat!” köşemizde senden bahsedeceğiz. Ben çok heyecanlıyım, burada soracağım
soruların bulunduğu çıktıların 6 adet kopyası var, çay filan dökülürse
endişelenme, yedekliyim. İlk sorumla başlıyorum, asıl mesleğin nedir?
Dilay: Merhaba Worry, umarım hiçbir şey dökmeyiz.
Kurabiyeler ve masa çok güzel görünüyor, teşekkürler. Ben Mimar Sinan
Üniversitesi mezunuyum, Endüstri Ürünleri Tasarımcısıyım. Bir çok mimari
projede çalıştım. Şu anda annemle birlikte hazırlıyoruz reçelleri. Her ne kadar
didişsek de onunla bir şeyler üretiyor olmak çok keyifli. Esnaf olmak
genlerimizde var o sebeple severek yapıyoruz işimizi : )
Worry: Bencil Dükkan fikri ne zaman düştü aklına, nasıl
geldik bugünlere?
Dilay: Fikir 2006 yılından beri var ama hayat, iş güç derken
ertelene ertelene bugünlere geldik. Özgün tasarımlarla dolacak bir atölye
olarak planlandı. İsim buradan çıktı aslında her şeyin tek olmasından. Reçel
ilk başlarda aklımda yoktu. Bencil yemeği, doğal olanı seviyor. O sebeple reçel
girdi hayatımıza. Yani biz “bencil”iz ve neyi seviyorsak bu dükkan da o olacak.
Worry: Bencil Dükkan’ı kurdun ve ilk hissin?
Dilay: Öncelikle çok mutluyum. Hep fikir olarak hayaller
kurduğum Bencil’im artık birçok ürünümüzde ismiyle, cismiyle var. İlk fikrin
oluştuğu yıllarda cesaretli olmadığım için kendime çok kızıyorum. Bencil asıl
amacına henüz ulaşmadı. Ama gelecek de Bencil ilk oluştuğu fikriyle evde,
mutfakta, ofiste kullanılabilecek mini mobilyalar, aksesuarlar gibi ürünlerle
devam edecek. Hatta büyüdükçe kişiye özel ürünlerle nihai amacına ulaşacak : )
İnsanların tepkisinden doğru yolda olduğumuzu hissediyoruz.
Worry: İsminden ötürü negatif bir izlenim bırakacağını
düşündün mü? Ki hiç bırakmıyor bu arada, malum benim de adım Worry o sebeple
galiba markana özel bir ilgi besliyorum :)
Dilay: Aslında hiç kimse kötü bir yorum yapmadı. Genelde hep
dediğin gibi söylüyorlar isim negatif ama hiç öyle hissetmiyoruz deniyor.
Galiba logomuz, renkli görsellik veya fotoğraflarımızın etkisi var diye
düşünüyorum. Bir de ana konumuz çok tatlı ;)
Worry: Bencil dükkandan neler alabiliriz?
Dilay: Öncellikle annenizin yaptığı kalitede, katkısız
reçellerimizden alabilirsiniz. Organik değiliz, katkısız üretiyoruz. Mesela
kayısı istersek Malatya’dan getirtebiliyoruz. Diğer çoğu ürünü ya pazarlardan
veya halden mümkün olduğu kadar seçerek almaya gayret ediyoruz. Donmuş meyve
kullanmıyoruz. Şimdi ki çalışmalarımız, araştırmalarımız şekersiz veya çok az
şekerli yaparak daha doğal reçeller sunabilmek. Portakal, tarçınlı portakal,
nar, ayva, şeftali, çilek, amber, bademli gün kurusu, kuru kayısı, kivi,
böğürtlenli, mürdüm erikli gibi birçok meyveden üretim yapabiliyoruz. Zamanla
çeşitleri daha da artıracağız. Sipariş üzerine de yapıyoruz. Ayrıca bu
reçelleri küçük kavanozlarda nikah, doğum günü, yılbaşı gibi özel günleriniz içinde
dekore edip, sunabiliyoruz. Hediye alternatiflerinizi çoğaltmak için Türk
kahvesi ve çay fincan setlerimiz var. Fotoğrafladığımız/sevdiğimiz ikon ve
sözlerle süslediğimiz el yapımı defterlerimiz var.
Worry: Evet defterlerimize geldik. Biz de defterlerimizi çok
seviyoruz, onların bir kısmından “bizim” diye bahsetmekten keyif duyuyoruz.
Dilay: Çok yakında defterlerimizle ilgili bir sürprizimiz de
var.
Worry: Şimdilik bu bir sır, haftaya herkesle paylaşacak
duruma geliriz : ) Reçel geleneği üzerine neler söylemek istersin? Reçel
Nutella'dan büyük müdür? :)
Dilay: Kesinlikle çok daha büyük ve aslında çok da eski.
Türk Tatlıları Tarihi’ne baktığımızda Osmanlı dönemine dayanan ve hatta
şahlanan bir reçel geçmişi var. 15.yy kayıtlarında gülbeşeker, ağaç kavunu,
turunç, limon kabuğu, emlec, zencefil murabbaları ve taze ceviz reçellerine
rastlanıyor. Ve 16.yy’da 1001 türlü reçel varmış. Misafire tatlı olarak
sunulduğunda inanılmaz bir görsel zenginlik söz konusuymuş. Ayrıca evlerde de
reçel yapmak bir sanatmış; her evin hanımı kendi eliyle reçel yapmaktan gurur
duyarmış. Oldukça geniş ve okumaktan çok keyif alınabilecek bir tarihi var
“Reçel”in.
Worry: Senin reçellerini hangi tatlılar için önerirsin ve
hangilerini? Örneğin yoğurda hangisini ekleyelim, tart üzerinde hangisini
kullanalım?
Dilay: Şeftali marmeladı, ayva reçeli ve mürdüm eriği
marmeladı benim kişisel favorim. Ve yoğurt üzerine döküp, yemekten en keyif
aldıklarımdan. Reçel ve marmelatlarımızı kurabiye, tart gibi ürünlerinizde
kullanabilirsiniz. Genel tüm marmelatlarımızı özellikle tartlarda kullanmak
lezzetlerini arttıracaktır. Bencil Dükkan’da ileriki zamanlarda tek kişilik
“bencil” pastalar da bulacaksınız.
Worry: Birlikte yaptığımız defterlerin adresi belli. Peki
sadece Bencil’e özel ürünleri nasıl satın alıyoruz?
Dilay: Girişimlerimiz devam ettiği için şimdilik facebook/
twitter hesaplarımız üzerinden veya benciltasarimdukkani@gmail.com
‘dan mail ve mesajlarla siparişlerinizi alıyoruz. Maksimum 2 gün içinde
elinizde oluyor. Hatırlatmak isteriz kargo bedelini karşı ödemeli yapıyoruz. Bu
sebepten sipariş vereceklerin toplu sipariş vermelerini öneriyoruz.
Worry: Teşekkürler Dilay. Bu tatil gününü bize ayırdın,
umarım yanında ayva reçeli de getirmişsindir ^.^
-Herkesin bayramı kutlu olsun, biz ekmek kızartmaya
gidiyoruz Dilay ayva reçeli getirmiş ^.^
Sevgiler,
Happy
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)












